Kamusal voleybol!

Türk basketbolundaki durdurulamayan çöküşün onlarca nedeni var. Bu nedenlerden birinin bugün voleybola yansımış olması korkutucu. Voleybolun kaderinin basketbol gibi olmaması önemli ama gidişat, akıllarda soru işaretleri uyandırıyor.

Bugün Sultanlar ve Efeler Ligi’nde toplam 27 takım var. Bunların dördünün (Vakıfbank, Ziraat Bankası, Halkbank ve Türk Hava Yolları) patronu Türkiye Varlık Fonu... Yani bir devlet kurumu... Artı Spor Toto ve İstanbul Gençlik ve Spor Kulübü… Artı belediyeler: Aydın, Bursa, Bahçelievler, Keçiören, Sarıyer, Nilüfer, Alanya, Cizre, Akkuş...

Soru şu: En üst düzey iki ligde yer alan bu 15 ‘kamu’ takımının yabancı oyuncularının euro veya dolar bazında ödenen maaşları ‘dolaylı olarak’ kimin cebinden çıkmış oluyor?

Altyapı ve oyuncu yetiştirme yatırımlarında tabii ki sıkıntı yok ama bugün voleybolda yerli – yabancı oyuncu maaşları, menajerler ve aradaki (sponsor görünümlü) komisyoncular yüzünden akıllara zarar boyutlara ulaştı.

Voleybolcu maaşları artık basketbolcular hatta futbolcularla yarışıyor. Sıradan oyuncular için kapıyı 500 bin dolardan, 15-20 milyon liradan açanlar, transfer dedikoduları yayarak komisyon kapmaya çalışanlar var.

Basketboldaki batışın nedenlerinden biri de buydu işte…

Kamu bankalarının, özellerle rekabet için sporu (reklam amaçlı) kullandığı, reklam gelirlerini takımlarına
aktararak kaynak yarattığı biliniyor. ‘Müessese’ denilen özel sektör takımları tabii ki istedikleri harcamayı yapabilir ama bunun da bir sınırı olmazsa ipin ucunun kaçacağı açık.

Bu rekabette, bu rakamlarla üç büyüklerin de işi zor!

Hal böyleyken… Bu gidişatın önüne geçmek için başvurulacak adres de aslında bir ‘kamu’ kuruluşu: Türkiye Voleybol Federasyonu…

SON DAKİKA HABERLERİ

Devrim Demirel Diğer Yazıları