Açık değil bataklık!
Ekonomi biraz karmaşıktır, ama karşınızdakiler fazla anlamıyorsa, ne anlatsanız gideri vardır.
Sayelerinde halk et yiyemeyip protein ile ilişkisini kesince, iktidarın hamur işiyle beslediği beyinlere anlatılan masallar tutuyor.
Emin olun mitinglerde; “Kardeşlerim biz iktidara geldiğimizde 13 milyar dolar olan yıllık dış ticaret açığını Allah’ın izniyle bu yıl sadece ocak ayında 28 milyar 703 milyon dolara çıkardık. Nereden nereye…” deyiverse bile kalabalık yine alkışlar… Haklarını yemeyelim, bu işte ustalar!
***
2025 yılı ocak ayında Türkiye’nin dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına göre 7 milyar 538 milyon dolara yükseldi. Açık eşittir yeni borç.
Peki bu açık nasıl oluştu? İhracat 21 milyar 165 milyon dolar, ithalat ise 28 milyar 703 milyon dolar olarak gerçekleşti.
***
Konudan biraz anlayan herkes “Bu işin içinde bir terslik var” der… Malum, enflasyon artmasın diye doları baskılayıp Türk Lirası’nı değerli tutmaya uğraşıyorlar. Alarm zilleri çalmaya başladı aslında...
Yatırım malları ithalatı yalnızca yüzde 1.7 arttı. Fabrika çatısına kimse yeni bir kiremit koymamış, en fazla eskimiş makineyi yenisiyle değiştirmişler.
Hammadde ithalatı yüzde 9.2 yükseldi. Türkiye’de üretilse bile, üzerine fazla vergi konmamışsa “ithal etmek” daha avantajlı…
***
Enflasyonu dizginlemek için doları baskılayıp TL’yi yapay bir “güçlü paraya” dönüştürdük. Haliyle ithalat cazip hale geldi. Tüketim malları ithalatı yüzde 20.6 artış gösterdi.
Verilerin Türkçe meali, sanayinin üretim kapasitesini artıracak makine ve ekipman yerine daha çok lüks binek otomobiller, cep telefonu, parfüm hatta çikolata gibi tüketim malları ithal edildi.
***
Konuyu biraz daha açalım. Programın gidişi “Üretmeyin, tüketin! Makine değil, ithal klima alın!” diye kampanya yapmak gibi…
Dövizin baskılanması “Fiyatlar yurtdışında daha ucuz. Türkiye’den alıp enayilik yapmayalım!” refleksini tetikliyor. Biz bu filmi defalarca gördük. Sonunda cari açık patlıyor.
***
Yüksek faizle topladığımız döviz rezervi için zaman daralıyor. Ortada böyle bir tablo varken sorun çıkmaması mümkün olamıyor.
ABD Başkanı Trump’ın Avrupa’ya çeşitli mallarda yüzde 25 ek vergi getirmesi nedeniyle en çok ihracat yaptığımız bölgenin nihai mal talebi düşecek. Belli ki dünyada da işler daha da kötüleşecek.
***
Bu yılı geçiririz ama sonrasında hikaye döner başa… Döviz kurları kafasını kaldırır, faizler yükseltilir. Faizleri yükseltmek istemezler de “nas ekonomi politikalarına” dönerlerse işte o zaman başlar esas eğlence…
Tabii bu konuları konuşmak yerine, İmamoğlu’na “o kaşın o gözün üstünde ne işi var?” diye soruşturma açmak, günlerce televizyonlarda tartışmak, halkı böylesine teknik meselelerden uzak tutmak gerek… Ey İmamoğlu…