Mourinho ile tanıştık!
Jose Mourinho’nun Porto günlerinde başlayan büyük çıkışı, ardından paralı ancak başarısız Chelsea’yi bir Avrupa devine dönüştürme süreci, Inter’deki unutulmaz Şampiyonlar Ligi zaferi, Messi’nin Barcelona’sına Real Madrid’le kafa tutuşu, ondan sonra Premier Lig ve İtalya Ligi’nde aradığı çıkış...
Her zaman göz önünde, çoğunlukla başarıları, son dönemde ise başarı arayışıyla popüler, güçlü bir figür oldu hep. Ne var ki Mourinho sadece hırslı değil, aynı zamanda sınırları zorlayan, rakip teknik adamları sinirlendirmek ve aşağılamak adına da çok vukuatı olan birisi.
Okan Buruk’u hedef tahtasına koyma çabası uzun süredir olsa da “maymun gibi zıplama” çıkışıyla bir anda hem ülke hem de dünya spor basınının gündemine oturdu. Gelin birlikte Mourinho’nun geçmişiyle birlikte bu olaya geniş bir bakış atalım:
AFRİKA’DA ÇOK SEVİLİYOR
Irkçılık boyutuyla ilgili söylenebilecek en önemli anekdot bunun siyahilere yaklaşımıyla bir alakasının olmaması... Aksine kariyeri boyunca Drogba ve Obi Mikel başta olmak üzere birçok Afrikalı yıldızla sorunsuz çalışmasının yanı sıra Afrika’ya yardım ve ziyaretleri, bölge halklarında teveccühle karşılanıyor.
Çıkan uluslararası haberlere yönelik başta Nijeryalılar olmak üzere Afrika toplumlarının Mourinho’ya destek vermesinin en temelinde 20 yılı aşkındır gerçekten Afrika dostu bir profil çizmesinin payı büyük. Bu bakımdan açık veya gizli bir siyahi karşıtlığı motivasyonu gütmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ne var ki bu tek başına yeterli değil. Zira özellikle Batı dünyasında ırkçılık sadece siyahi toplumlara değil, Ortadoğu ve Ortadoğu ile bağdaştırdıkları toplumlara yönelik de kullanılıyor.
SÖYLEMİ PROBLEMLİ
Ne var ki Okan Buruk’u hedef alırken çabasının hakir görme, aşağılama olduğu açık... Arsene Wenger başta olmak üzere birçok saygın isme yönelik ısrarlı ve sistematik salvolar yaptığı, şu anda örnek gösterdiği Avrupalı hakemlere Avrupa’dayken nasıl muamele yaptığı aşikar.
Okan hocaya yönelik olarak; benzer bir üstünlük kurma çabası gösterirken, oryantalist bir bakışla sözlerini seçerken, ayarını kaçırdığı da görülüyor. Irkçılık olarak temellendirmek doğru olmasa da hem ligi hem de ligdeki rakiplerini aşağıda görme hali Mourinho’nun hatalı ve gereğinden fazla agresif bir söyleme yönelmesini sağladı.
Bu konuda bir geri adım atması, maç öncesi ayağına gelip kulübesinde elini sıkan rakibine karşı agresifliğinin dozunu kaçırdığını dile getirmesi, uluslararası bir krize dönüşen bu konunun çözümünde anahtar Mourinho’da.
Hem kendi söylemini daha uygun bir bağlama getirip hem de ırkçı ithamı kişisel görüşümce ağır olsa da
haklı şekilde tartışılır konumdan çıkarabilir.