Günümüz dünyasında kaygı, bireylerin en sık karşılaştığı psikolojik sorunlarından
biri haline gelmiştir.

Ekonomik belirsizlikler, küresel krizler ve sosyal medya etkisi, sürekli bir tehdit algısına yol açarak zihinsel sağlığımızı zorlamaktadır. İnsan beyni, hayatta kalmak için tehlikeleri önceden fark etmeye programlıdır.

Ancak modern dünyada bu tehditler fiziksel olmaktan çıkıp psikolojik hale gelmiştir.
Sürekli kötü haber akışına maruz kalmak, geleceğe dair belirsizlikleri büyütmekte ve kaygıyı tetiklemektedir.

Gelişen teknoloji ile sosyal medyanın etkisi de göz ardı edilemez. İnsanlar, kendi yaşamlarını başkalarının idealize edilmiş görüntüleriyle kıyasladıkça yetersizlik ve değersizlik hissi artmakta, başarısızlık korkusu derinleşmektedir.

Ayrıca mükemmeliyetçilik ve sürekli daha fazlasını başarma ihtiyacı da bireylerin zihinsel yükünü ağırlaştırmaktadır.

TERAPİ İYİ BİR TERCİH

Kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da yönetilebilir kılmak mümkündür. İlk olarak bireyin kaygı duyduğu düşünceleri gerçekçi bir perspektiften değerlendirmesi önemlidir çünkü kaygı çoğunlukla işlevsiz düşüncelerin ürünüdür.

Sosyal medya kullanımını sınırlandırmak, stres seviyesini düşürmede etkili olabilir. Rahatlama teknikleri (Meditasyon, mindfulness (dikkat yönetme beceresi) ve nefes teknikleri gibi) ve fiziksel aktivite, zihni sakinleştiren yöntemler arasında yer alır.

Kaygı, belirsizlik ve kontrol edemediğimiz durumlar karşısında ortaya çıkan doğal bir tepkidir ancak geleceğe odaklanmak yerine mevcut anı kabullenmek, kaygıyı sağlıklı bir şekilde yönetmeyi öğrenmek ruhsal iyi oluş açısından büyük önem taşır.

Günlük yaşamda daha dengeli bir bakış açısı geliştirmekte zorlanıyorsak terapiye başlamak önemli ve iyi bir tercih olacaktır. Terapi ile birlikte olumsuz, işlevsiz, bize zarar veren düşüncelerin kaynağını fark etmek ve onların yerine daha sağlıklı, gerçekçi düşünceler oluşturmak mümkündür.