HAŞİM KILIÇ / NEFES
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), 2026-2027 sanat sezonuna, kuruluşunun 200. yılına adanan özel konserle başladı. CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da, şef Cemi’i Can Deliorman yönetiminde düzenlenen konserde, Özbek piyanist Behzod Abduraimov solist olarak sahne aldı. Konseri izleyen duayen şef Gürer Aykal, CSO’nun Atatürk'ün emriyle Ankara'ya getirildiğini ve Cumhuriyet’in sesi olduğunu belirtti. Birçok kez orkestrayla birlikte şef olarak sahneye çıkan Rengim Gökmen ise “1924’te Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Ankara’ya gelmesi emrini vermesiyle bugünkü kimliğine kavuşmuştur. Ondan önce saraya mahsus bir orkestraydı. Ancak bugünkü yerini Atatürk devrimlerine borçlu.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), 2026-2027 sanat sezonuna, kuruluşunun 200. yılına adanan özel konserle başladı. CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da, şef Cemi’i Can Deliorman yönetiminde düzenlenen konserde, Özbek piyanist Behzod Abduraimov solist olarak sahne aldı. Konserde Sergey Rahmaninov’un 3 No’lu Piyano Konçertosu, Nikolay Rimski-Korsakov’un İspanyol Kapriçyosu ve Manuel de Falla’nın Üç Köşeli Şapka Bale Süiti’nden seçkiler seslendirildi.

“BÜTÜN AYDINLARDA CSO’NUN PAYI VARDIR”
CSO’nun 200 yıllık geçmişine ve Cumhuriyet’in kültür hayatındaki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan şef Gürer Aykal, orkestranın Cumhuriyet’in sesi olduğunu belirterek, Atatürk’ün emriyle Ankara’ya getirildiğini söyledi. Aykal, “Bütün yetişen aydınlarda CSO’nun bir payı vardır. Yalnız Ankara’yı değil, Türkiye’yi besler. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Cumhuriyet’in sesidir ve devam edecektir” dedi.

Orkestranın dinleyiciler üzerindeki etkisine de değinen Aykal, CSO’nun müziğin evrensel diliyle farklı kesimlere ulaştığını ifade etti. Orkestranın sergilediği disiplinin dinleyicilere de yansıdığını kaydeden Aykal, “Buraya yorgun gelen konserden dingin çıkar. Buraya yorgun gelen yarın daha iyi iş yapar. Onun için Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 200 yıl daha gidecek, 400-500 yıl bu görevi üstlenecektir” diye konuştu.
“ATATÜRK DEVRİMLERİNE BORÇLU”
Şef Rengim Gökmen de CSO’nun hem kişisel yaşamında hem de Türkiye’nin sanat tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Orkestranın merdivenlerinde konserler dinleyerek müziğe ve şefliğe ilgi duymaya başladığını anlatan Gökmen, CSO’nun kendi yetişmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
CSO’nun Türkiye’deki sanat kurumları ve okullar için bir çekirdek işlevi gördüğünü vurgulayan Gökmen, orkestranın yalnızca bir müzik kurumu değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve iktisadi bir yapı olduğunu ifade etti. Gökmen, “Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Cumhuriyet’in temel direklerinden, en önemli sanat kurumlarının başında geliyor. Bu bakımdan tarihten bugüne kadar Türkiye’de var olan bütün sanat kurumlarının da çekirdeği olmuş bir kurum” dedi.

“ATATÜRK ÖNCESİ SARAYA MAHSUS BİR ORKESTRAYDI”
Orkestranın bugünkü kimliğinin Atatürk’ün vizyonuyla şekillendiğini belirten Gökmen, “Bugünkü kimliğine 1924’te Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Ankara’ya gelmesi emrini vermesiyle başlamıştır. Ondan önce saraya mahsus bir orkestraydı. Ancak bugünkü yerini Atatürk devrimlerine borçlu.” ifadelerini kullandı.

Sanatın daha fazla desteklenmesi gerektiğine de dikkati çeken Gökmen, nitelikli ve ciddi müziğin Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden biri olan CSO’nun bu açıdan özel bir konumda bulunduğunu kaydetti. Sanatın yalnızca ticari anlayışla sürdürülemeyeceğini belirten Gökmen, sanat kurumlarının daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
CSO 200. yılını kapalı gişe açılış konseriyle kutladıHayat