SONGÜL DALGIÇ BİLGİLİ / NEFES

Üniversite öğrencilerinin protestoları ülkenin gündemine yerleşti. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınıp tutuklanmasına gençlerden büyük tepki geldi. Adil bir yaşam ve demokratik bir toplum için gençler sokaklara döküldü. Ülke gündemini değiştiren olayları günlerce protesto ettiler.

Aslında gençler en çok bedel ödeyen kesim. Yaşanan ekonomik yıkımın bedelini çalışanlar, emekliler, işsizler herkes ödüyor ancak gençlerin ödediği bedel daha ağır. Çünkü onlar gelecekleri için hayal kuramıyor. Çoğu genç kampüste olması gerektiği saatlerde part-time işlerde çalışıyor. En büyük kaygıları mezuniyet sonrası geçimini sağlayacak iş bulabilmek. Yıllarca çalışarak aldıkları diplomanın bir değerinin olmadığını düşünüyorlar. ‘Belirsizlik ve ortada kalma korkusu’ yurt dışına gitmeyi ciddi bir seçenek olarak önlerine koyuyor. Üniversitelilere bu tepkilerin nedenini, nasıl bir öğrencilik hayatı geçirdiklerini ve geleceğe dair beklentilerini sorduk. Deyim yerindeyse ‘bin ah işittik’’.

'Aç geziyoruz'

E. Ö. / Marmara Üniversitesi

- 2025 Türkiye’sinde gençlik; eğitime devam etmek için çalışmak zorunda. Aldığımız burs açlık sınırının altında olduğu için kafelerde, barlarda, güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışıyoruz. Benim ve arkadaşlarımın en çok yaptığı şeylerden biri “aç gezmek”. Her ay bursumuzun yüzde onuyla abonmanımızı ödüyoruz. Geçmiş jenerasyondan öğrencilerle kıyaslandığında biz, daha az boş vakte sahip olan, daha fazla çalışmak zorunda kalan, daha fazla gericiliğe, vakıf/tarikat yurdu dayatmasına maruz kalan bir gençliğiz.

- Diplomalarımızın bir değerinin olmadığı gerçeğiyle yüzleştik. Açlık sınırında bir maaş için gecemizi gündüzümüze katıp dirsek çürüttüğümüz gerçeğini fark ettik. Bütün bu koşullarımızın sebebi olan siyasal düzen günden güne halk üzerinde kurduğu baskıyı arttırmaya devam ediyor. Gericilik üniversitelerimize iktidar eliyle yerleştiriliyor.

- Geleceğimiz için sokaktayız. Bu ülkeyi terk edip yurtdışına yerleşme hayallerini erdemli bulmadığımız için mücadele ediyoruz. Türkiye’nin en büyük sorunu eşitsizlik. Ülkemiz bir ucuz emek cehennemi haline geldi. Eğitim bir hak olmaktan çıkarak, piyasanın insafına terk edildi. Barınma, beslenme, kitap, yol… Bunların bir tanesi bile öğrencilerin tamamı için devlet tarafından ücretsiz karşılanmıyor.

"Geçinemiyoruz"

A.G. / İstanbul Üniversitesi

- Gençler, özgürlüklerinin gasp edilmesine, geleceksizliğe, yoksulluğa ve baskılara karşı sokaklara çıkıyor. Polis şiddeti, kadın cinayetleri, haklarımızın hiçe sayılması ve çalışan haklarının gasp edilmesi gibi temel sorunlar sokak eylemlerinin fitilini ateşliyor. Eğitim parasız ve bilimsel olmalıyken; öğrenciler harçlar, barınma, ulaşım ve temel ihtiyaçlar için bile mücadele ediyor.

- Barınma ve gıda giderleri çok yüksek. Sosyal yaşantımızın körelmesi de politiktir. Arkadaşlarımızla oturup bir şeyler içebilmek dahi zor, sinema/konser veya tiyatrodan bahsetmiyorum bile. Asgari ücretin yarısını kiraya veriyoruz, geri kalanla da "nefes almayı" öğretmeye çalışıyorlar. Geçinemiyoruz. Kitaplar pahalı, ulaşım zam üstüne zam yiyor. Yurt dışına çıkmanın bir kaçış olduğunu düşünüyorum.

- Birçok arkadaşım gibi ben de okurken çalışmak zorundayım, özel sebeplerden dolayı işten ayrılmak durumunda kaldım fakat şu anda bazı günler yiyecek bir şey dahi alamayacak durumda oluyorum. Çalışmak zorunda kalacağım aşikar.

"Ekonomik belirsizlikten endişeliyim"

M. A. / Özyeğin Üniversitesi

- Bir üniversite öğrencisi olarak en büyük kaygım, eğitim sisteminin kalitesi ve mezuniyet sonrası iş bulma olanaklarının sınırlı olmasıdır. Ekonomik belirsizlikler ve yüksek işsizlik oranları, geleceğe dair endişelerimi artırıyor. Yüksek enflasyon ve işsizlik oranları, özellikle genç nüfus üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Eğitim sistemindeki eşitsizlikler, kaliteli eğitime erişimi zorlaştırıyor ve toplumsal adaleti zedeliyor. Öğrenci olarak en çok barınma ve ulaşım masrafları beni zorluyor. Yurt ve kira fiyatlarının yüksekliği ile toplu taşıma maliyetleri, bütçemi önemli ölçüde etkiliyor.

- Eğitim materyallerine erişim zaten artık hayal, her şeyi korsan olarak elde etmek mecburiyetinde kalıyoruz. Eğer Türkiye’deki ekonomik ve siyasi koşullar iyileşmezse, yurt dışında eğitim veya çalışma fırsatlarını değerlendirmeyi düşünüyorum. Ancak, kendi ülkemde mutlu ve başarılı olmayı tercih ederim. Türkiye’de demokratik değerlerin güçlenmesi, ekonomik istikrarın sağlanması ve eğitim sisteminin iyileştirilmesi durumunda yurt dışına gitme planlarımdan vazgeçerdim.

"Yurt dışına gitmeyi düşünüyorum"

A.Y.A. / Yıldız Teknik Üniversitesi

- Gençler sokağa büyük çoğunluğu bana göre herhangi bir parti veya oluşum için ya da adı altında değil ülkenin iyice zayıflamış demokrasisi hepten elden gitmesin diye çıktı. Üniversiteliler olarak en büyük ortak kaygımız geleceğimiz, arkadaşlarımızın, ailemizin ve ülkenin geleceği. Okul bir gün bitecek, diplomayı alıp mezun olacağız da sonra ne olacak? Bu belirsizlik ve ortada kalma en büyük korkum.

- En sıkıntılı harcama yeme-içme. Dışardan kalite fark etmeksizin her türlü yemek para ediyor. Sadece yemek yemek değil, bir kafeye gidip kahve içip bir tatlı yemek cep yakan bir şey oldu. İçki fiyatları zaten almış gidiyor millet sahtesini içmekten ölüyor. Onun dışında ben aile evinde olduğum için kira gibi bir derdim yok ama olsaydı o da çok zorlardı. Eve çıkmış bir arkadaşa sorayım dedim, eve çıkan bir arkadaşım olmadığını fark ettim. Kiraların durumunu özetliyor biraz. Yurt dışına gitmeyi düşünüyorum, gidersem de çok mutlu olacağımı zannetmiyorum. Bir eksiklik hissederim.

"FIRSAT EŞİTLİĞİ YOK"

Eğitim-Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, pek çok üniversite bölümünün mezunlarını ne akademik anlamda ne de iş yaşamına hazırlamak konusunda yeterli altyapıya sahip olmadığını belirterek, “Gençler üniversiteyi bitirdiklerinde çoğunlukla ya işsiz kalıyor ya da kendi alanları dışında, düşük ücretli, güvencesiz işlere yöneliyor. Bu durum “eğitimin karşılığı alınmıyor” hissini besliyor ve toplumsal bir umutsuzluk yaratıyor. Geleceksizlik duygusu, yalnızlık, rekabet baskısı ve aile beklentileri gençlerin psikolojik sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor” diye konuştu.

İhraç edilen akademisyenlerin yerine liyakate dayalı atamalar yapılmadığını belirten Güleryüz, “Siyasal sadakate dayalı kadrolaşmalar sonucunda eğitim kalitesi düştü. Eğitimin içeriği piyasanın, tarikat ve cemaatlerin ihtiyacına göre belirlenmeye başladı. Bu da öğrencilerin kendi alanlarında derinleşmesini, düşünsel olarak gelişmesini engelliyor” dedi.

Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin de üniversiteli gençlerin, yalnızca baskıya ve hukuksuzluğa karşı değil, aynı zamanda daha adil, özgür ve yaşanabilir bir ülke için mücadele ettiğini belirterek, “Gençlerimiz, hayat pahalılığı, barınma sorunları, eğitimde fırsat eşitsizliği ve geleceksizlik kaygısı ile karşı karşıya. Onlar, insanca yaşamak, hukukun üstün olduğu demokratik bir ülkede geleceğini inşa etmek istiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Diplomanın değerinin olmadığını gördük - Resim : 1

"GERGİNLİĞİ YUMUŞATMAK İSTEDİM"

Gençlerin protesto gösterileri sırasında Pikachu kostümüyle kaçan bir eylemci viral oldu.

Öyle ki, Pikachu’nun polisten kaçma görüntüleri eylemlerin en ağır gününde dahi izleyenlere tebessüm ettirdi. Genç, sadece yurt içinde değil, yurt dışı basınında da geniş yer buldu.

CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya ile konuşan Pikachu “Son zamanlarda ülkemizde yaşanan gergin olaylar yüzünden, böyle bir fikir düşündüm. Arkadaşlarımın gerginliğini biraz olsun rahatlatmak adına destek olmaya geldim. Vatandaşlarımızın, genç arkadaşlarımızın biraz olsun yüzünde tebessüm ettirebildiysem ne mutlu bana” dedi.

Birkaç gün sonra kimliğini açıklayan Hasan Taşkan isimli genç “Tüm dünyada ünlüsündür ama sadece Pikachu olarak tanınıyorsun” diye esprili bir paylaşım yaptı.