Silivri Kaymakamlığı, Marmara Ceza İnfaz Kurumu çevresinde, "kamu düzeni ve genel asayişi olumsuz etkileyebilecek eylemlerin önlenmesi için bir dizi tedbir alındığını" duyurdu.
Kaymakamlığın resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, "ilçe sınırlarında bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumu çevresinde, 25 Ocak-28 Şubat tarihleri arasında kamu düzeni ve genel asayişi olumsuz etkileyebilecek eylemler planlandığı yönünde alınan ihbarlar üzerine, söz konusu tedbirlerin alınmasının uygun görüldüğü" bildirildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Marmara Cezaevi Yerleşkesi içerisinde, duruşma salonları içi ve çevresinde, cezaevi ziyaretçi otoparkı ve çevresinde, cezaevi kampüsü tel örgü sınırına 1 kilometre mesafe içinde yapılacak 'toplanma, gösteri ve yürüyüş, basın açıklaması, röportaj, kamera çekimi, pankart açma ve taşıma, slogan atma, çadır kurmak, yazılı veya üzerinde sembol bulunan kıyafetlerle duruşma salonları bölgesine gelme, cep telefonu ile çekim yapmak, fotoğraf çekmek, stant açmak, eylemsel davranışlarda bulunmak' gibi toplumun huzuru, kamu güvenliği ve kamu sağlığını olumsuz etkileyeceği ve tehlikeye dönüşebileceği değerlendirildiğinden, bu tür eylemlerin yasaklanması, gerektiğinde yol emniyet ve kontrolü uygulamasının yapılması uygun görülmüştür."
Ümit Özdağ’ın tutuklanmasının ardından Zafer Partisi İstanbul İl Başkanlığı, tüm toplantıları Silivri’de cezaevi kapısı önünde yapmaya karar vermişti. Zafer Partililer, Özdağ serbest bırakana kadar toplantıları yapmaya devam edeceklerini bildirmişti.
“TUTUKLULUĞUMUN DİĞERLERİYLE BENZERLİĞİ YOK”
Öte yandan Ümit Özdağ'ın sosyal medya hesabından” tutukluluğunun diğer tutuklu siyasetçilerinkine benzetilmesine” ilişkin paylaşım yapıldı.
Paylaşımda yer alan ifadeler şöyle:
"Zafer Partisi Genel Başkanı olarak Silivri ceza ve infaz kurumunda hukukun en temel ilkelerine aykırı olarak tutuklu olmamın ülkemizdeki herhangi bir siyasetçinin tutuklu veya hükümlü olması ile herhangi bir benzerliği yoktur. Ben bütün yaşamımı Türkiye Cumhuriyeti’nin birliği ve güvenliği, Türk milletinin mutluluk ve refahı için çalışarak geçirdim. İçeride ve dışarıda Türkiye’nin düşmanları ile mücadele ettim ve edeceğim. Bugün tutuklu olmamın nedeni de ülkemizi milli üniter ve laik devletten çok uluslu bir devlet yapısına geçirecek, Türk-Kürt-Arap diye ayrıştıracak yeni paradigmaya karşı çıkmamdır.
Benim ve Zafer Partisi’nin politikalarından dolayı ne bir Mehmetçiğin burnu kanamıştır ne bir polisimizin tırnağının ucu kırılmıştır, ne de bir yurttaşımız yaralanmıştır. Benim hayat amacım güçlü zengin ve demokratik bir Türkiye ülküsüne ulaşmaktır. Bu ülkü bütün Zafer Partililerin ortak ülküsüdür. Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek, topraklarımızın bir bölümü üzerinde Kürdistan kurmak için terör örgütü ile açık kapalı her türlü iş birliğini yapanlar ile beni ve Zafer Partisini kimse aynı hukuki noktada görmez ve göremez.
Zafer Partisi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Harbimizi zafere hukuk içinde ulaştırmış olduğunun ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletini bir hukuk devleti olarak inşa etmiş olduğunun bilincindedir. İstiklal Harbinde düşmandan dahi esirgemediğimiz hukuk ve adaletin devletimizin savunulması sırasında da uygulanması gerektiğine sahip olduğumuz Türk Devleti bilinci ile inanırız. Ancak AKP’nin hükümet ettiği siyasi hayatımızın son 23 yıllık döneminde hukuk AKP Hükümetinin elinde işine gelen ile gelmeyeni bertaraf etmek için kullanılan bir araç haline gelmiş ve hukuk sistemimiz ne yazık ki çökmüştür
Bütün Zafer Partilileri şimdi omuz omuza hukuksuzluğa, ülkemizin bölünmesi projesine karşı başlattığımız güçlü mücadelede göreve davet ediyorum. Ve Zafer Partisi’nde sadece Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçisi olan Zafer Partililerin olduğunu da bütün dünyaya bir kez daha ilan ediyorum."