Gıda ambalajlama, kişisel bakım ve oyuncak gibi her gün kullanılan ürünlerin içeriğinde bulunan ftalat adındaki sentetik kimyasal, bebeklerin beyinde anormal değişimlere neden olabiliyor.
Şimdi bilim insanları hamilelik döneminde fetüsün ftalatlara maruz kalmasının beyin gelişimini nasıl etkilediğini buldu.
Bu bağlantıyı keşfetmek için "untargeted metabolomics" denen bir yöntem kullanan araştırmacılar, bu sayede biyolojik sistemdeki tüm küçük moleküllerin ya da metabolitlerin incelenmesi sağlandı.
Nature Communications dergisinde yayınlanan analizde ftalatlara maruz kalmanın, beynin olgunlaşmasında rol oynayan nörotransmitter ve aminoasitlerin metabolizmasını değiştirebileceği tespit edildi.
NELERDE KULLANILMIYOR Kİ...
İlk kez 1920'lerde kullanılmaya başlayan ftalatlar, plastikleri daha yumuşak ve esnek yapmak için kullanılıyor. Bunlar arasında vinil döşeme, tıbbi cihaz, çocuk oyuncakları, gıda ambalajları ve duş perdeleri gibi PVC ürünler de var.
Bu kimyasal ayrıca deodorant, oje, parfüm, saç jölesi, sprey, şampuan, sabun ve vücut losyonu dahil, pek çok kişisel bakım ürününde maddelerin kayganlaşmasına da yardım ediyor.
Ancak aynı zamanda erken doğum, bebekte genital anormallikler, çocukluk döneminde obezite, astım, kanser, kalp rahatsızlıkları ve erkeklerde düşük sperm sayısı gibi sağlık sorunlarıyla da ilişkilendiriliyor.
TİROZİN EKSİKLİĞİ BİRÇOK SORUNA NEDEN OLUYOR
Bulgular, 2016-2018 yılları arasında Atlanta Afrikalı Amerikan Anne Çocuk Derneği'ne başvuran anne-yenidoğan çiftlerinin verilerine dayanıyor. Sekiz ila 14 haftalık gebelik arasındaki 2016, 24 ila 30 haftalık gebelik arasındaki 145 anneden toplanan idrar örnekleri, ftalat metaboliti açısından ölçüldü. Katılımcıların yaşının ortalama 24 olduğu belirtildi.
Doğum bir, iki gün sonra araştırmacılar bebeklerin topuklarından kan örneği de aldı. Ekip ftalat seviyelerinin tiroit hormonu tiroksinin öncüsü bir aminoasit olan tirozinin düşüklüğüyle bağlantılı olduğunu gördü.
Araştırmacılar tiroksinin rahim içinde ftalata maruz kalan bebeklerde anormal derecede düşük olduğunu ve düşük tiroksinin de yenidoğanların hastalığa ve nörogelişimsel bozukluklara karşı daha savunmasız hale gelmesine neden olduğunu söyledi.
Tirozin ayrıca vücudun "savaş ya da kaç" tepkisi vermesine yardımcı olan dopamin, norepinefrin ve epinefrinin öncüsü. Bu nörotransmitterlerin düşük olması anksiyete, depresyon ve odaklanma gibi çeşitli sorunlara neden olabiliyor.