Totaliter rejimler, bürokraside; sadakatlerini ve ahlâklarını satın aldıkları, kendilerine bağlı kadrolar oluşturur…
Bürokratlar, öncelikle kişisel çıkarları, ilerleyen süreçte ise statülerini kaybetme korkuları nedeniyle rejime hizmet ederler…
Yani bürokrasi, halkın totaliter rejime bağımlılığını artıran en önemli araçlardan biridir…
***
Rejim; sadakatlerini satın aldığı bürokratların yönetiminde medya, eğitim ve kültürel araçları kullanarak halkı kendi dünya görüşüne ikna etmeye çalışır...
İnsanların vicdanlarını ve ahlâkî yargılarını bastırmaları için sürekli bir propaganda mekanizması devreye sokulur…
***
Polis gücü, istihbarat servisleri ve ordu gibi zorlayıcı güçler, muhalefeti susturmak ve halkı kontrol altında tutmak…
İktisadi gücü olanlar güçlerini kaybetmemek için kullanılır …
Sıradan insanlar ise çalışmadan kazandıkları üç kuruşluk maddi çıkarlarını kaybetme korkusundan dolayı rejime itaat ederler ve…
Başta bu sistemden doğrudan fayda sağlayan yüksek bürokrasi olmak üzere medya mensupları, rejimi desteklemekten vazgeçmezler…
***
Bütün bunlarla eş zamanlı olarak da rejim halkı sürekli olarak:
“Biz ve onlar” ayrımına zorlar; iç ve dış hayali düşmanlar üreterek, kitleleri korku ve nefretle yönetir…
Son aylarda Amerika bile ne yazık ki totalitarizme savrulmakta ancak ABD’de anayasal kurumlar öylesine güçlü ki…
Trump, anayasaya uymaması ve insan haklarına saygısızlığı nedeniyle (impeachment) azledilebilir…
GÜÇLÜ NEDEN VAR?
Enseyi karartmayın…
Hep beraber gördük ki günümüz üniversite gençliği ülkeyi totalitarizme teslim etmez…
Dün anlattığım kıssadaki tip Müslümanlar, gençlerimiz arasında “yok” denilecek kadar az sayıda…
Çünkü bilhassa sınav sorularının çalınması ve 35 yıllık diplomaların iptal edilmesi gösterdi ki üniversite gençliğinin geleceği ancak:
Gelişmiş bir demokrasi…
Eksiksiz bir hukuk devleti ve…
Kuvvetler Ayrılığı ilkesinin hassasiyetle uygulanmasıyla mümkün…
***
Güçlü nedenlerin güçlü eylemler yarattığını lütfen unutmayın...
Güçlü eylemleri yaratacak olan güçlü neden ise:
Demokratik hukuk devletine, Kuvvetler Ayrılığı ilkesine, bağımsız yargıya, insan haklarına saygıya duyulan özlemdir…
ALKIŞLARIM ONUN İÇİN…
İktidarın en güçlü destekçisi Hürriyet’in Genel Yayın yönetmeni Ahmet Hakan bile…
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına giden yoldaki yürüyüşünün engellenmesi amacıyla yapılan şu son baskının yanlış olduğunu gördüyse (ki dün yayımlanan yazısından gördüğü anlaşılıyor…).
Bu değişim; çok uzun olmayan bir süreçte medyada da çok şeyin olumlu yönde değişeceğinin işaret fişeği olabilir…
Bu defa çıkarlarıyla değil de vicdanıyla yazan Ahmet’i alkışlıyorum…