İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, ülke genelinde şok etkisi yarattı. Televizyon ekranlarına kilitlenen herkes aynı soruyu soruyor: “Şimdi ne olacak? Nereye gidiyoruz?”
Son üç gündür piyasalarda adeta deprem yaşanıyor.
Döviz kurlarını kontrol altında tutmak giderek zorlaşıyor. Borsadaki satış furyasının önüne geçilemiyor. Yüksek faizden kazanmak için döviz bozdurup TL’ye yatırım yapan yabancı yatırımcılar da hızla çekiliyor. Arkalarında bir enkaz bırakmalarını önlemek için ekonomi yönetimi peş peşe önlemler alıyor. Ancak kan kaybını durdurmak hiç de kolay görünmüyor.
Önümüzdeki dönemde yaşanabilecek gelişmelere dair artan belirsizlik, piyasaların odaklandığı temel mesele haline geldi. İmamoğlu’na yönelik atılan her adım, derin bir endişe uyandırıyor. Erken seçim kapıda mı? Sırada hangi operasyonlar var? Önümüzdeki günlerde nelerle karşılaşacağız? Siyaset sahnesini yeniden şekillendirme amacı taşıyan bu süreç, sonunda bizi nasıl bir tabloyla karşı karşıya bırakacak?
Onlarca soru, ardı ardına sıralanırken, piyasaların sakin kalması beklenemezdi.
YABANCI ÇIKIŞA GEÇTİ
Merkez Bankası, yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek amacıyla olağanüstü bir toplantı yaparak borç verme faizini yüzde 46’ya yükseltti. Ancak bu adımın da beklenen etkiyi yaratması pek mümkün görünmüyor. Tam aksine, piyasadan çıkmaya yönelen yabancı yatırımcıların zararını azaltmaktan öte bir işe yaramayabilir.
“Kısa günün kârı” diye Türk piyasalarına giren carry trade yatırımcıları bile, riski fark eder etmez atar topar kaçıyor. Yabancı bankalar TL pozisyonlarını hızla kapatıyor.
Carry trade ile gelen dövize bel bağlayan ekonomi yönetimi, yine aynı senaryoyu devreye aldı. Yani, doları dizginleyebilmek için elindeki tüm cephaneyi kullanıyor.
Şimdilik dövizdeki yükseliş hız kesmiş gibi görünüyor. Kamunun döviz satışı ile kurduğu barikatların TL’yi ne kadar koruyabileceğini önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
İKİ ADIM İLERİ BİR ADIM GERİ
Merkez Bankası’nın faizi bir anda yüzde 46’ya yükseltmesi, kamunun TL’yi savunmak için harekete geçmesi, durumun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor.
Piyasalar, yıllardır “iki adım ileri, bir adım geri” kuralıyla mehter marşı eşliğinde yol alıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “rasyonel politikalara dönüyoruz” açıklamasının ardından iki adım ileri giden piyasalar, şimdi derinden sarsılıyor.
Zaten, Merkez Bankası’nın aralık ayında faiz indirimlerine başlamasıyla dövize olan talep artmıştı. Şimdi ise, belirsizlikten beslenen piyasalarda dövize ve altına yönelme eğilimi giderek güçleniyor.
Ayrıca, gram altın fiyatlarındaki olağanüstü artış da dikkatlerden kaçmıyor. Bizim piyasalarımızdaki dinamikleri iyi bilen küçük yatırımcılar, “Dövizi kontrol altında tutacaklar, altın alalım” diyerek harekete geçti.
Böylece para, yastık altına doğru kaymaya başladı.
HER ŞEYİN BAŞI ADALET
Tüm bu gelişmeler, güvenin ekonomide ne kadar kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi.
İmamoğlu krizinin dumanı henüz dağılmadı; hatta kriz yeni başlıyor bile denebilir.
Hem siyasi, hem de ekonomik anlamda yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Piyasaların bu süreci nasıl atlatacağı ise henüz belirsizliğini koruyor. Ancak bilinen bir gerçek var ki; oyunun kurallarını her gün değiştirirsen, kuralsızlığı yasa haline getirirsin. Adalete, demokrasiye, hukuka güveni tesis edemezsen, istikrar da yaratamazsın.