Yeni bir Fenerbahçe-Galatasaray maçı bizi bekliyor... Türkiye Kupası çeyrek final maçı... Bu maçtan kaçış yok... Ya kazanacaksın ya kazanacaksın…

Doksan dakikada kazanacaksın, uzatmalarda kazanacaksın, olmadı mı, penaltı atışlarıyla kazanacaksın... Ama kazanacaksın... Bunları düşününce, sanki ‘kaçak güreşin’ olmayacağı, ‘tek yol galibiyet’ olan bir maça tanıklık edeceğiz...

Şurası kesin: Son Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki ‘ninni’yi dinlemeyeceğiz... Sert, acımasız, iki takımın da varını yoğunu ortaya koyacağı bir mücadele olacağı kesin...

Peki maç öncesi iki takım adına iyiler-kötüler / avantajlar-dezavantajlar ne acaba? Aklımızda olanları sıralayalım:

1 - Galatasaray yenilgiye alışkın bir takım değil… Dört gün önce Beşiktaş’a kaybetti, ligde puan farkı daraldı... Bu yenilgiden dört gün sonra Fenerbahçe önüne çıkmak, Galatasaray’ı nasıl etkiler acaba? Kim ne derse desin, Beşiktaş yenilgisi Galatasaray’ı moral bozukluğuna, tedirginliği ve özgüven kaybına sokmuş olabilir...

2 - Galatasaray ligde ilk maçta Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yendi... Ancak bu defa karşısında ne eski Mourinho’yu ne de eski Fenerbahçe’yi bulacak… Mourinho, Türkiye’deki ilk Galatasaray maçına yaşadıklarıyla değil, duyduklarıyla çıkmıştı... Mourinho bu rekabeti yaşadı, şimdi anlamını ve önemini çok daha iyi biliyor… Fenerbahçe takımına, sezon başına oranla çok daha iyi hükmediyor, hatta çok daha iyi oynatıyor…

3 - En büyük merakım Osimhen-Skriniar eşleşmesi... Aslantepe’deki son maçta Skriniar rakibine kelepçeyi vurmuş ve adeta kımıldatmamıştı… Bu maçta aynısı olur mu olmaz mı meraktayım...

4 - Fenerbahçe savunması son maçlarda kornerlerde, duran ve yüksek toplarda rakiplerine çok rahat kafa vuruşu yaptırıyor... Galatasaray’da Osimhen, Davinson Sanchez, Abdülkerim gibi bu topları rahatça gole çeviren oyuncular var... Fenerbahçe savunma anlayışındaki bu eksiğine bir önlem alabilecek mi acaba?

5 - Fenerbahçe’nin yeni oyun düzeninde orta beşlinin sağında Oğuz, solunda Kostiç gerçekten çok etkili oluyorlar; çok top taşıyorlar, çok orta yapıyorlar. Özellikle Oğuz sıkça şut atıyor, goller atıyor... Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin çok etkili bu iki kenar adamını durdurmak adına bir planı olacak mı acaba?

6 - Galatasaray’da sakatlıktan döndükten sonra Yunus Akgün adeta durdu... Okan Hoca, buna rağmen maça gene Yunus Akgün’le mi başlar, yoksa yerine bir başka alternatif mi arar?

7 - Icardi gibi, Osimhen
gibi yüksek kalite, yüksek fizik gücü ile oynayan santrforlardan sonra Morata, Galatasaray’da çok yumuşak ve temposuz kaldı... Okan Hoca, Morata’yı gol için oynatıyorsa, çok verimli değil... Santrfor arkasında geçiş oyunu için oynatıyorsa, bu oyunu Galatasaray’ın futbol aklı olan Mertens daha iyi oynamaz mı?

8 - Fenerbahçe savunmada, orta alanda iyi ama önde çok ağır ve yavaş… Hele Dzeko ile Tadiç birlikte oynarsa... Tadiç kenarlara çok gidiyor, oyunu çok sıkıştırıyor, topu çok tutuyor ve Fenerbahçe’nin hücum hızını ciddi anlamda düşürüyor... Fenerbahçe’nin Dzeko ve Tadiç’siz başladığı on birle, son 6 maçta gol yemeyen Bodrum’a, 45 dakikada dört gol atması, Mourinho’nun aklına yeni oyun planları ve yeni bir on bir getiriyor mu acaba?

9 - Bu maç hiçbir ölçüye sığmaz, bunu kabul ediyorum... Buna rağmen Fenerbahçe’de son maçta baya iyi görünen İrfan Can Kahveci mi oynar, yoksa Tadiç ilk on bire mi döner?

10 - Galatasaray, Fenerbahçe ile oynadığı son maçı sıfır şutla bitirdi... Beşiktaş maçında benzer durumu yaşadı... Barış Alper top taşımakta zorlanınca Osimhen pozisyon bulmakta zorlanıyor... Okan Hoca bu görüntüyü değiştirebilecek mi acaba?

11 - Galatasaray’da Sara’da bir düşüş mü var, bana mı öyle geliyor? Orta alanda Sara-Torreira, önlerinde Mertens kurgusu daha verimli olmuyor mu?

12 - Maç penaltılara kalırsa ve o dakikada sahada olursa, Olympiakos ve Rangers maçlarında kaçırdığı penaltılarla Fenerbahçe’nin kaderiyle oynayan Tadiç topu eline alıp gene beyaz noktaya doğru gider mi?

13 - Fenerbahçe’de kalede kim oynar? Son maçların iyi adamı İrfan Can Eğribayat mı, Hırvatistan’ın son milli maçından çok iyi dönen Livakoviç mi? Penaltı atışlarında hangi kaleci daha öne çıkar? Muslera mı, İrfan Can ya da Livakoviç mi?

14 - Fenerbahçe’de önde oynayan Dzeko, En-Nesyri ve Tadiç, sıradan maçlarda iş yapmalarına rağmen derbi maçlarında çok zorlandılar, hatta kayboldular... Acaba bu defa öne çıkabilirler mi, etkili olabilirler mi?

Kimi tutarsak tutalım... Kime kızarsak kızalım... İyi ki Fenerbahçe var... İyi ki Galatasaray var... Bu heyecanı yaşıyorlar ve yaşatıyorlar...

ADALET İSTEMEYEN YOK Kİ!

Galatasaray yöneticisi İbrahim Hatipoğlu, Beşiktaş maçından sonra yaptığı açıklamada “Adalet istiyoruz” dedi... Bu ülkede sokakta, meydanda, her yerde herkes adalet istiyor... Bütün kulüpler adalet istiyor... Sıra size gelir mi, bilemiyorum sayın Hatipoğlu!

FENERBAHÇE GENE YENERDİ

Bodrumspor Teknik Direktörü Morais, milli takımlarından geç dönen oyuncuları yedek bırakıp Fenerbahçe maçına çıktığı için eleştiriliyor... Eleştirilere hak veriyorum... Morais, yorgunluğa bakmadan milli takımlarından dönen oyuncuları ile başlamalıydı... Peki sonuç değişir miydi? Bana göre değişmezdi... İki takım arasında çok ciddi anlamda orantısız bir güç var... Kim oynarsa oynasın fark etmez… Fenerbahçe, Bodrumspor’u gene yenerdi...

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

Avrupa kupalarında Athletic Bilbao’yu, Lyon’u yeniyorsun… Ligde Galatasaray’ı, Fenerbahçe’yi; öne çıkan ne kadar takım varsa hepsini mağlup ediyorsun… Bunu yapan Beşiktaş...

10 kişilik Gaziantep’e kaybediyorsun, 9 kişi kalan Konyaspor’a mağlup oluyorsun... Ligden düşmesi kesinleşen ve adeta PAF takımı ile oynayan Adana Demirspor’a yeniliyorsun... Bu sonuçları alan da Beşiktaş...

Bu işte büyük bir çelişki, büyük bir yanlış var... Nedenini bulmalısınız...

İYİLERİ ÖLDÜREN DÜNYA

Bu ülkenin ‘yiğit’ sanatçısı; Karadeniz’in aklı hür, vicdanı hür, sesi hür özgün evladı Volkan Konak’ın ani vefatından derinden etkilendim… Her ölüm erkendir ama bu gerçekten çok erken oldu...

Kaçınılmaz sona, kadere, ilahi adalete elbette inanıyorum… Ama aklımda hep Selda Bağcan’ın ‘Adaletin Bu Mu Dünya’ adlı şarkısı var: Kötülerinsin sen dünya. İyileri öldüren dünya.

POZİSYONUN YOK Kİ HAKEM OLSUN!

Beşiktaş-Galatasaray maçını yöneten hakem Yasin Kol’un üç kararı çok öne çıktı...

Birincisi: Frankowski’nin kırmızı kartı... Hakem uzmanlarından kırmızı diyenler de var, sarıyı yeterli bulanlar da... Ama kırmızı diyenler çoğunlukta...

İkincisi: Galatasaray’ın penaltı istediği Emirhan-Sanchez mücadelesi... Pozisyonun penaltı ile uzaktan yakından ilgisi yok…

Üçüncüsü: Barış Alper’in, Masuaku’nun ayağının üstüne basması... Hemen herkesin birleştiği tek pozisyon... İkinci sarıdan kırmızı kart...

Bakıldığında hakemin sonuca pek de etkisi yok... Kaldı ki, Torreira’nın muhteşem füzesi dışında kaleye tek şut atamadığın, akılda kalacak tek pozisyona giremediğin maçtan sonra
“Hakem” demek çok doğru ve inandırıcı olmuyor...